İzmir Körfezi’ndeki koku meselesi uzun süredir kentin gündeminden düşmüyor. Ancak ne yazık ki bu konu, çözüm önerilerinden ziyade siyasetin sahne aldığı bir gösteriye dönüştü. İzmir halkı, Körfez’in temizlenmesi için somut adımlar beklerken, yapılan açıklamalar adeta bir “ben daha çok konuştum” yarışına dönüştü.
Körfez temizliğiyle ilgili açıklamalar o kadar alakasızlaştı ki artık körfezin kokusu, sözlerin kokusunun gerisinde kaldı:
• “Ben daha çok açıklama yaptım.”
• “Ben daha çok gündemde kaldım.”
• “Aman aman, bir açıklama daha yapayım da ismim daha çok duyulsun.”
Bir siyasetçi için tanınmak önemlidir; ancak asıl önemli olan, nasıl tanındığınızdır. İzmir gibi bir kentte halk nezdinde güven kazanmak, sadece çok konuşmakla değil, samimi ve çözüm odaklı bir duruş sergilemekle mümkündür. İyi bir izlenim bırakmak, ancak doğru işler yaparak mümkündür.
Bu tavır, hem İzmir halkının aklıyla alay etmek hem de körfez gibi önemli bir sorunu ciddiye almamaktır. Oysa İzmir Körfezi’nin temizlenmesi, günlük polemiklerin değil, ortak bir mutabakatın sonucunda gerçekleşebilir.
Kendi siyasi kariyerlerini parlatmak adına İzmir’in geleceğini ilgilendiren bir meselede manipülasyon yapanlar yalnızca ucuz kahramanlık peşindedir. Ancak İzmir halkı, gerçek bir çözüm ve samimi adımlar bekliyor.
Bu noktada AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın ortak bir çözüm için Çevre Şehircilik Bakanlığı’na başvurması önemli bir girişimdi. Fakat devamı gelmedi.
Bu durum, Saygılı’nın siyasette her zaman doğru işler yaptığı anlamına gelir mi? Elbette hayır. Ancak burada asıl odaklanmamız gereken, siyasi çıkarların ötesine geçerek İzmir için gerçekçi çözümler üretilmesidir.
Bilal Saygılı’nın asıl siyasi karnesi, oluşturacağı yönetimden sonra belli olacak. İlçe kongreleri sürecinin nasıl sancılı geçtiği hepimizin malumu! Milletvekilleri ve il başkanı arasında bir yarışa dönüşen bu süreçte, özellikle bazı ilçe başkanlarının kendi yazdıkları delegelerin bile oyunu almadan seçilmesi dikkatleri çekmedi değil. Bazı merkez ilçelerin kongre için tuttukları salon ve katılım oranları, kongrenin bir oldu bittiye getirilmek istendiğini de gösterdi. Son ana kadar belirsizliğini koruyan ve medyada sıkça yer alan Bayraklı ve Konak ilçe atamaları ise milletvekilleri ve il başkanlığı arasında bir fikir ayrılığından ziyade gizli bir yarış olduğu intibasını da oluşturdu.
Bu nedenle Saygılı’nın yapacağı yönetimi bu perspektifte de değerlendirmek gerekecek.
Son olarak, CHP’li belediye başkanları olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın “Körfez çok kirliymiş gibi bir algı oluşturdular, ama o kadar kirli değil” açıklamasıyla, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan’ın “Körfez bu kadar kirliyken bir marina daha yapmak yanlış” açıklaması arasında bir çelişki göze çarpıyor. İzmir halkı, çelişkiler yerine net bir plan ve icraat görmek istiyor.
Bu durumda bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu dememek elde değil.
İzmir halkı artık söz değil, icraat bekliyor. Kokudan kurtulması için önce siyasetin kokusunun temizlenmesi gerekiyor.
Danışmanların zenginliği izmirin bok kokusunu da geçti.
Kültür turizm il müdürü il başkanı gibi hareket ediyor. Ne bitmez ziyaretlermiş arkadaş
Arazicileri de yazsana Yusuf kardeş
Kamış, ses verince; NEY oldum sanır, Aptal, ata binince; BEY oldum sanır, Bazı arkadaşların dününü de iyi hatırlıyoruz.
Bilal bey çok değerli bir insan. Bence de o gidişimi doğruydu
Kerem Ali sürekli döneninde bi heyecan vardı. Şimdi ortalık doldu sözüm ona İŞ İNSANI. Arkadaşlar sanayi kulübü değiliz. Sanat çiçek böcek camiası hiç değiliz. Teşkilatın ayarlarıyla kimsenin oynamaya hakkı yok. Vefa yemeklerinde bile artık aranmıyoruz.
Şu milletten vurduğu paralarla Avrupa ve Uzak doğu gezilerine çıkan çekirgeleri de yazın bi zahmet