İzmir, yıllardır potansiyelinin çok altında yönetiliyor. Sanayisi, ticareti, turizmi ve tarımı ile Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olmasına rağmen, bu şehirde vizyoner bir kalkınma modelinden eser yok. İş dünyasının bazı temsilcileri, İzmir’in geleceğini şekillendirmek yerine kendi dar çevreleriyle küçük hesaplar peşinde koşuyor. Yerel yönetimler ise bolca söylem üretmesine rağmen sahada elle tutulur, büyük çaplı bir icraat ortaya koyamıyor.
İzmir’in bu makus talihini değiştirmek ve şehri hak ettiği noktaya taşımak için artık yeni bir sürecin başlaması şart. Bu süreç, sadece belediyelerden veya birkaç iş dünyası aktöründen beklenemez. İzmir’in merkezi yönetimde güçlü bir temsile ihtiyacı var. Kabinede İzmir’i bilen, İzmir’in sorunlarını anlayan ve çözüm üretecek bir bakan olmadan, bu şehir sürekli yerel polemiklerin içinde debelenmeye devam eder.
***
İzmir, tarih boyunca ticaretin, sanatın ve uygarlığın merkezi oldu. Ancak bugün, kentin geleceği üzerinde söz sahibi olan bazı isimler, ne şehrin ruhunu anlıyor ne de halkın gerçek beklentilerini önemsiyor. Kimin sözcüsü olduğu belirsiz bazı iş insanları ve onların peşinden giden siyasetçiler, İzmir’in kaderi üzerinde tahakküm kurmaya çalışıyor. Şehrin geleceği, bu vizyonsuz ve dar kadroların insafına bırakılamayacak kadar değerli ve büyük.
***
Bu şehirde deprem gerçeği gün gibi ortada dururken, hâlâ kısır tartışmalarla vakit kaybediliyor. İzmir’in asıl meselesi kule severler için emsal artışları değil, güvenli ve sürdürülebilir bir şehir inşa etmektir. Turizmde, tarımda, sanayide büyük yatırımlar konuşulmalı; uluslararası arenada İzmir’in nasıl daha güçlü bir oyuncu haline geleceği tartışılmalı.
Ancak görünen o ki, mevcut yerel yönetim anlayışı, İzmir’i büyük hedeflere taşımak yerine günü kurtarmaya odaklanmış durumda. Üç-beş siyasetçinin kişisel hesaplarıyla hareket ettiği bir ortamda, bu şehir sadece zaman kaybeder.
***
İzmir’i temsil eden siyasetçiler ve belediye başkanları artık “siyasetin kaçak dövüşen” imajından çıkmalı. Kendi koltuklarını sağlama almak için popülizme sığınanlar, risk almaktan kaçınanlar ve günü kurtarmaya odaklananlar bu şehre katkı sunamaz. İzmir, dik duruşu, net tavrı ve güçlü projeleri olan siyasetçileri hak ediyor.
Özetle, İzmir’e bakan şart! İzmir’in büyüklüğüne yakışır hizmetlerin daha da artması için, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde en az bir İzmirli bakanın olması bu hizmetlerin hızlıca hayata geçmesi açısından büyük bir önem arz etmektedir.
Yıllardır izmir siyasetine emek vermiş biri olarak söylüyorum, İzmir maalesef sahipsiz, bazı çevrelerin kendilerinin sicilini temizleme alanı olmuş İzmir teşkilatı. Yazık günah utanıyorum, bizler fetöyle kelle koltukta mücadele ettik de şimdi meydan maalesef onlara kaldı.
Çok zor izmir in ilk önce AK partinin calisma şifreleri değiştirmesi gerekiyor.
İzmir trafiğini de az yazın. Konakta gökdelenler yükselsin bakalım. Onlara izin verenleri de varsa çantacılık yapanları
Bu iş Bekir Pakdemirli Hamza dağ Kasapoğlu arasında gider gelir
İzmir siyaseti, eski bir binanın kaçak elektrik tesisatı gibi… Herkes bir yere bağlı, ama nereye uzandığı belli olmayan hatlar var. Biri düğmeye bastığında kimin çarpılacağı belli değil. Ve ne zaman büyük bir arıza çıkacağı bilinmese de, ufak ufak kıvılcımlar her köşede hissediliyor. Yani herkes birbiriyle iyi ama herkes bir birine rakip. Asıl yarış şimdi başlıyor. Birilerinin sevineceği birilerinin üzüleceği kesin. Gönlümden geçen bakan yıpranmamış isim olsun da. Davamıza, cumhurbaşkanımıza yakışan biri olsun da. Gerisi mühim değil.
Bilal Saygılı’nın da ismi çok geçiyor sözde. Ondandır il yönetim ve yürütmesinde hiçbir değişime gitmedi. Ancak kendisinden bakan falan olmaz. Bakan yardımcılığı o da belki. Müsiadda belki karşılığı var ama İzmirde karşılığının olmadığı kesin. Hamza beye de daha çok yakışır.
Hamza dağdan ziyade daha olgun yaşlı biri olsa daha iyi olur. Eski bakanlar gibi
İki bakanlı dönemler İzmir’in en güzel dönemiydi. Yazınız çok yerinde Yusuf bey.