Bir şehrin siyasetinde çok başlılık varsa bu durum bazen olumlu enerjilere kapı aralayabilir. Ancak çoğu zaman ortaya ne bir ortak vizyon konabilir ne de kalıcı projeler üretilebilir. Şehrin yıllardır çözülemeyen kronikleşmiş sorunları karşısında bir fikir birliği oluşamaz. Dahası, zamanla siyaset “senin adamın–benim adamım” çizgisine evrilir.
İşte günümüz İzmir siyasetinin yaşadığı temel sorun tam olarak budur.
İzmir’le ilgili bir mesele gündeme geldiğinde ya da kritik bir karar alınması gerektiğinde tüm milletvekillerini aynı karede göremezsiniz. Daha da düşündürücü olan ise bazı ilçe başkanlarının, sadece belli milletvekillerine yakınmış gibi davranmalarıdır. Bu yaklaşım, parti teşkilat kültürüne olduğu kadar ilçenin kurumsal hafızasına da açık bir saygısızlıktır.
Yazının başında vurguladığım gibi, çok başlılık zamanla bir sorun yumağına dönüşebiliyor. Hele ki yerel yönetimlerin bu denli basiretsiz kaldığı bir ortamda, AK Parti İzmir’in muhalefet olarak ne yaptığı sorusu daha da anlam kazanıyor. Elbette bazı milletvekillerinin yoğun gayretlerini görmezden gelmek, yapılan emeklere haksızlık olur. Ancak burada söz konusu olan konu, kişisel çabaların ötesinde, bütüncül bir strateji ve liderlik eksikliğidir.
İzmir’in mevcut tabloyu tersine çevirebilmesi için bir bakan şarttır.
Evet Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İzmir’e ve İzmirliye çok değer verdiği için her konuda ilgili bakanı hemen İzmir’e gönderiyor.
Bazıları “iki bakan”, hatta “üç bakan” söylemleriyle daha büyük hayaller kurabilir. Ancak onlara sormak gerekmez mi? Bu talebi, 30 ilçeden yalnızca birini kazanmış bir siyasi tablo üzerinden mi dillendiriyorsunuz?
Cumhurbaşkanının İzmir’e verdiği bu değere en azından birkaç ilçe belediyesi artırarak başarı hediye etmek İzmir teşkilatının vefa borcu değil miydi?
Peki yerel seçimlerde yapılan stratejik hatalar, ciddi oy kayıpları ve buna rağmen hâlâ görevde kalabilen ilçe başkanları… Tüm bunları kamuoyuna nasıl izah edeceksiniz?
Bir önceki yazımda dile getirdiğim gibi, Teşkilat Başkanı Sayın Ahmet Büyükgümüş’ün titizlikle yaptığı ve liyakate büyük özen gösterdiği çalışmaları dikkat çekici boyutta. Kendisinin oluşturduğu ekip, çok konuşanlardan değil; çok çalışanlardan oluşuyor. Bu ekip ruhunun İzmir’e de sirayet edeceğine dair inancım tam.
Bugün İzmir teşkilatlarında bir memnuniyet anketi yapılsa ortaya çıkacak sonucu Sayın Büyükgümüş’ün gayet iyi tahmin edebileceğini düşünüyorum.
Zira siyaset sonuçla ölçülür, bahane ile değil.