Bir şehrin siyasetinin kalitesi, o şehre kazandırılacak projelerin niteliğini belirler.
Çok değil, yakın geçmişte “EXPO İzmir” ve “35 İzmir 35 Proje” gibi kentin makro vizyonunu yansıtan başlıklar konuşuluyordu. Bu projeler İzmir’e heyecan katıyor, siyaseti kısır döngülerin dışına taşıyordu.
Bugün ise şehir, deyim yerindeyse, tantana siyasetçiliğine teslim olmuş durumda.
Bazı vekiller kısır döngü içinde kendi gündemleriyle ilgileniyor!
Belediye başkanları sürekli mazeret üretiyor.
Meclis üyeleri ise “o, şunu dedi; bu, bunu yaptı” şeklindeki kısır gündemlerle kamuoyunu kargaşaya teslim ediyor.
Peki sonuç ne?
İzmir’in “İşte bu!” diyebileceği tek bir somut proje dahi yok…
İzmir, yerel yönetimler noktasında çok kötü bir sınav veriyor.
Kazanan belediye başkanlarının hizmet üretmemek için sıraladığı bahaneler bir yana…
AK Parti adayı olup yerel seçimleri kaybetmiş isimlerin hâlâ bir zafer havasında dolaşmaları da başka bir tartışma konusu.
Seçim döneminde tek odak noktası, kendisine yakın isimleri meclis üyesi yapmak olanların kafaları bugün kumda olabilir; ancak toplum ne yaptıklarını, neyi neden yaptıklarını çok net görüyor.
Bayraklı, Konak, Gaziemir, Karabağlar, Kemalpaşa, Urla gibi rantın yüksek olduğu ilçelerde, İzmir’e heyecan katacak tek bir projenin olmaması, bu alanlardaki rantın halk lehine değil, belli gruplar lehine kullanıldığını da açıkça gösteriyor.
*
Bir diğer hayati mesele depreme hazırlık.
İzmir, son büyük depremi yaşadıktan sonra ne yaptı?
Yaşanan İstanbul depremiyle herkes bir kez daha anladı:
Yerel yönetimler bu konuda ya hazırlıklı olacak, ya da tarihe ağır bir vebal bırakacak.
Özetle…
Sırf birkaç siyasetçi kendi küçük oyunlarını sahneye koyacak, birkaç iş takipçisi kendi menfaatine alan açacak diye…
Bu şehir gündeminden, geleceğinden, güvenliğinden feragat edemez.
İzmir bu kadar sahipsiz değil, olmamalı!
*
Genel merkezler, kongre süreçlerinin ardından belirli bir zaman dilimi geçtiğinde; bazı il ve ilçe teşkilatlarında stratejik rotasyonlara giderek “görevden alınmazlık” algısını kırmalıdır.
Bu tür adımlar, teşkilat yapısında disiplin, performans ve sadakat odaklı yeni bir denge kurulmasını sağlar.
Özellikle kongre sonrası ortaya çıkan “seçilmişlik zırhı” ve onun yarattığı durağan yapı, bu tarz hamlelerle dağıtılabilir. Çünkü sahadaki canlılığı korumanın yolu; teşkilatlara, sistemin rehavetle değil, sürekli yenilenme ve liyakatle işlediğini hissettirmekten geçer.
Bu da genel merkezin elindeki en güçlü denetim araçlarından biridir. Böylece teşkilatlar “güvenli bölge” psikolojisinden çıkarılır, aidiyet duygusu ise merkezle daha dinamik ve karşılıklı sorumluluğa dayalı bir ilişkiye dönüşür.
Sözün özü, bazen birkaç istifa şehir siyasetini diri tutar.

Makesef tespitlerinize katılıyorum. Genelde Ö Ö njn *** muhalefetine yerelde ise tık yok .Nasıl olsa onun bunun adamlarıyız gerisi önemli değil parti disiplin bilgi beceri proje muhalefet bunlar ne ki acaba
Kerem Ali sürekli döneminde yine teşkilatta bir heyecan vardı. Bilal Saygılı geldi onun 4 yıllık emeğiyle 4-4 vekil çıkardı. Asıl başarısı daha doğrusu başarısızlığı yerel seçim sonuçlarıdır
Karşıyaka gibi bir yerde oyunu en çok artıran belediye başkan adayı İsmail çiftçioğlunu niye bir yere getirmediler. Başarılı olduğu için. Kınık ve Bergamayı kaybettiren adamı bürokrat yaptılar böyle bir temiz ve ahlaklı bir adam siyasette yok. Çok enteresan
Nail kocabaşı neden grup sözcülüğünden aldılar. Bir araştırın bakalım. Kimin ayağına bastı. Nail bey kararterli bir adamdır. Bu süreçte demek ki bazılarının hesabına gelmemiş
OSB ve orman dönüştürmeleri yazsanız İzmirde yer yerinden oynar. Altında çok insan kalır
İzmir bürokrasisindeki Ekrem İmamoğlu hayranı olan adamı da yazın. Adam sandı Ekrem gelecek.
Sait başkandan başka canla başla çalışan kaç ilçe başkanı var. Allah var bayraklı da gayret ediyor
Düne kadar sağda solda debelenip şimdi arsa kapatanları konuşmak lazım.
Urla ve Kemalpaşada neler oluyor bi baksanıza arkadaşım. Hangi siyasetçiler hangi arsalarla ilgileniyor bir araştırın bakalım