Siyasette bazı şehirler hız üretir, bazı şehirler ise sürekli denge arar. Bugün İstanbul ile İzmir arasındaki fark tam olarak burada ortaya çıkıyor.
İstanbul’da teşkilat sahada. İl başkanlığı değişiminin ardından oluşan yeni tempo, doğrudan organizasyona yansımış durumda. Mahalle çalışmaları artmış, koordinasyon sıkılaşmış, disiplin belirginleşmiş. Bu bir algıdan ziyade sahaya bakan herkesin gördüğü tablo.
Abdullah Özdemir, Bağcılar’daki saha pratiğini il yönetimine de taşıdı. Ritmi yükseltti. Anketlere yansıyan artış da bunun doğal sonucu…
Çünkü İstanbul’da şu an isimden çok sistem konuşuluyor. Ve görülen o ki sistem işliyor…
İzmir’de ise zemin kaygan.
Dört ilçe başkanına verilen yeniden yapılanma sürecinin kısa sürede tartışmaya dönüşmesi ve ardından sunulan yönetim listelerinin veto edilmesi, teşkilat içinde ciddi bir sorgulamayı tetikledi.
Kulislerde konuşulan cümle şu: “Listeler neden geri döndü?”
Siyasette kadro kurmak, yalnızca isim yazmak değildir. İlçenin sosyolojisini bilmek, güç dengelerini doğru okumak, çalışacak kadroyu cesaretle kurabilmektir. Eğer bir liste revize ediliyorsa, burada ya yanlış tercih vardır ya da yeterli hazırlık yoktur.
Asıl mesele de burada başlıyor.
Yönetim yapılanmasında doğru kadro tercihini yapmakta zorlanan bir ilçe başkanının, seçim günü sandık koordinasyonunu hangi liyakat ölçütleriyle şekillendireceği doğal olarak sorgulanıyor.
Çünkü sandık günü mucize olmaz. Sandık günü, aylar öncesinden kurulan kadronun kalitesi sahaya yansır.
Yönetim kurulurken denge kuramayan bir yapı, sandık günü disiplini nasıl sağlayacak? Çalışacak isimleri bulmakta zorlanan bir ilçe başkanı, kriz anında refleksi nasıl yönetecek?
İzmir siyasetinde herkes birbirini tanır. Bir ilçedeki zafiyet hızla şehir geneline yayılır. Bu nedenle revizyon teknik bir düzenlemeden ziyade aynı zamanda bir güven testidir.
Şimdi asıl soru şu: Bu süreç burada mı bitecek, yoksa daha kapsamlı bir teşkilat revizyonu mu olacak?
İstanbul’da tempo bu kadar yükselirken İzmir’de kadro kalitesi tartışılıyor olmasına Genel Merkez ne diyecek?
Siyasette güçlü aday önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Teşkilat zayıfsa adayın gücü eksilir. Organizasyon aksıyorsa motivasyon düşer. Motivasyon düşerse sandık kayar.
Ve siyasette en acı gerçek şudur: Sandık günü kimsenin mazereti dinlenmez.