Ülkeler insan değildir, psikolojileri olamaz diyenleriniz varsa buna katılmıyorum. Türkiye psikolojisi 15 Temmuz‘dan önce ve 15 Temmuz’dan sonra diye bariz bir farklılık gösteriyor. Burada önemli olan FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) nün bir gece yabancılara işgalin önünü açmak için yaptığı darbe girişimi sonrası tüm Türkiye’yi acıya boğan şehitlerimizin olması ardından psikolojimizi allak bullak eden gerçekle yüzleşmemiz; kapı komşumuzun, mesai arkadaşımızın  bile aslında kim olduğunu bilmiyormuşuz…

FETÖ ile mücadele şöyle oluyor, böyle oluyor, doğrusu yanlışı bu konuda o kadar çok şey okudunuz ki bunlara değinmek okuyuculara tekrardan ibaret olcaktır. Benim siyasetle uğraşan bir vatandaş, anne, insan olarak önemsediğim mevzu; güven! Evet güven, FETÖ 40 yıl bürokrasinin içine yerleştirdiği üst düzey elemanlarıyla ki çoğu pirinçte beyaz taş gibi kripto dediğimiz en tehlikeli kısmı ile bize bir gecede kıyamet psikolojisi yaşattı. Üstüne üstük tepemize bombalar atılırken çekilen görüntüleri “müttefiklerimiz” görmezden geldi. Akla zarar gerekçelerle elebaşlarını koruyan kollayan ve baş köşede yer veren, TV şovlarında bu örgüt elebaşlarına, insanlarımızı şehit ettikleri alçak darbe girişimini örtmek için mağdur edebiyatı yaptırdılar. Ekonomiye 16 Temmuz sabahı algı operasyonu başlattılar…vs. vs... İşte bu gelişmelerin hepsi içten içe güven, huzur duygumuzu vurdu. Siyasette günlük gelişmelerin içinden çıkıp yukardan bakanlar büyük resmi gördüğünde daha da dehşete kapıldı, Türkiye yeniden işgal edilmeye çalışılıyor. Bu gerçek tüm gündelik manşetlerin, siyasi polemiklerin ötesindedir.

Erdoğan karşıtlığını vatana ihanet noktasına getiren kitleler, T.C devletinin mensubu olduklarını unutup, o devleti temsil eden kişiyi yabancı ajans muhabirlerine, tv canlı yayınlarına çıkarak hakaret ettiler. Güven duygusu vatandaşın daha da ağır yara aldı çünkü daha düne kadar birlikte yan yana yaşadığı komşusunu TV da Türkiye’yi şikayet ederken gördü hem de şehitlerimizi toprağa verdiğimiz hafta…

Psikolojimiz şimdi her zaman olduğundan daha önemli. Dünya siyasetine ve ekonomisine baktığımız da her şey daha yeni başlıyor. AB logosu ardına gizlenerek gerçek dışı ithamlarda bulunan Almanya gerginliği bunun sadece küçük bir parçası. 2019’a giderken daha ne mayın tarlalarından geçeceğiz bilemiyoruz. Tek bildiğimiz şey bu tuzaklardan yekpare atan yürekleriyle, neye inanırsa inansın birbirine sevgi ile bakan, farklılıklarını mozaiğin parçası olarak gören Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla çıkabileceğimiz. Gerçek inançlı Anadolu insanına yakışan ferasetini göstermesinin tam zamanıdır. Kızgınlık, bıkkınlık, ötekileştirme sadece ama sadece bizi bölmek isteyenlerin işine yarar. Bu her anlamda motivasyonumuzu düşürür, yatırım, üretim, iştahımızı azaltır. 2050 de 10 ekonomiden biri olacağımızı söyleyen raporların gerçekleşebilmesi için 80 milyon herkesin yapması gereken aslında çok basit; edeple tartışabilmek, birbirimizi dinleyebilmek, empati kurabilmek ve bayrak vatan söz konusu olunca muhalefeti bir kenara koyup tek yürek olabilmek…

Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma (BAKARA 156)

ESEN ERMİŞ

SİYASET BİLİMİ UZMANI

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.