28 Şubat döneminde Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller’in danışmanı olan AK Parti İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, o süreçte neler yaşandığını Türkiye gazetesine anlattı. 28 Şubat denilen algıyı oluşturanın askerler olmadığını söyleyen Kocabıyık “İstanbul’un oligarşik sermayesiydi. Türkiye’deki Aydın Doğan medyası dediğimiz büyük medyaydı. 28 Şubat davasında yargılanması gereken diğer unsurlar FETÖ tarafından bilinçli olarak ve bir iş birliği içerisinde bunlara dâhil edilmemiştir” dedi. Kocabıyık, şunları söyledi:
15 Temmuz’u bundan ayrı tutuyorum. 15 Temmuz’la, 28 Şubat, 12 Eylül, 27 Mayıs, 22 Şubat hatta Balyoz ve Ergenekon farklı şeyler. Kategorize edecek olursak, 28 Şubat da dâhil ondan öncekiler klasik darbe girişimleridir. 15 Temmuz bir darbe değildir. Bir işgal girişimidir. Vatanımız işgal edilmeye çalışıldı. 28 Şubat bizim demokrasi ve siyasi tarihimizin klasik darbe girişimlerinin sonuncusudur.
Anlaşıldı ki bir talimatla, baskıyla onlar iddianame dışında bırakılmış. Bunu somut resim gibi görebiliyoruz. 28 Şubat davasında yargılanması gereken diğer unsurlar FETÖ tarafından bilinçli olarak ve iş birliği içerisinde bunlara dâhil edilmemiştir. Bu açıktır.
BU DAVA EKSİK BİR DAVADIR
28 Şubat gerçek bir darbedir. Sonuçları olmuştur. Askerî kesim bir tavır geliştirmiştir. Adına da postmodern darbe demişlerdir. 28 Şubat’a bir darbe davası açılmıştır. Ama bu dava pek çok bakımdan eksik bir davadır. Çünkü 28 Şubat’ın bileşenleri vardır. O günlerin tanığı birisi olarak, 28 Şubat denilen olguyu olayı oluşturan kurgulayan askerler değildi. İstanbul’un oligarşik sermayesiydi. Türkiye’deki Aydın Doğan medyası dediğimiz büyük medyaydı. Kartel medyası dediğimiz medyaydı. Büyük STK kuruluşlarıydı ve yargının içerisindeki o günkü yapılanmaydı. Tabiî ki CHP’de bu bileşenlerden birisiydi.BİLEŞENLERİ DE YARGILANMALI
Davada sadece askerler sanık olarak gösteriliyor. Bu adil değil. Bunun adil olmaması şu anda yürüyen davanın gayrimeşru, hukuka aykırı bir dava olduğu anlamına gelmez. Bu dava 28 Şubatçı askerlerin yargılanması ve hukuk önünde hesap vermesi doğrudur. Ancak bu davaya bir bütün olarak baktığımız zaman o yargılananlar arasında olması gerekenler var. Bunlar İstanbul oligarşik sermayesinin unsurları, o günün medya patronları, büyük gazetelerin kamuoyunda etki ajanı gibi çalışan yazarları, Türk-İş, DİSK gibi meslek kuruluşlarının, STK’nın yöneticileri ve yargıyı Genelkurmay’a götürüp esas duruşta durdurtan yargı mensupları ve CHP’nin bazı yöneticileri. O davada bunlar da yargılanıyor olmalıydı.ELİMİZDE KALA KALA 28 ŞUBAT VAR
Türkiye Balyoz ve Ergenekon davalarında darbecilerin hukukla yüzleşme şansını maalesef FETÖ yüzünden kaybetti. Elimizde kala kala 28 Şubat davası var. Bu davanın mutlaka adil ve hukuka uygun bir biçimde sonuçlanması gerekir. 28 Şubat’ı yapanların hukukun ve tarihin beklediği cezalara çarptırılması gerekir.15 Temmuz’u bundan ayrı tutuyorum. 15 Temmuz’la, 28 Şubat, 12 Eylül, 27 Mayıs, 22 Şubat hatta Balyoz ve Ergenekon farklı şeyler. Kategorize edecek olursak, 28 Şubat da dâhil ondan öncekiler klasik darbe girişimleridir. 15 Temmuz bir darbe değildir. Bir işgal girişimidir. Vatanımız işgal edilmeye çalışıldı. 28 Şubat bizim demokrasi ve siyasi tarihimizin klasik darbe girişimlerinin sonuncusudur.

KARAR, TARİHİMİZİ TEMİZLEYECEK!
O mahkemeden çıkacak kararın önemi şuradadır; o güne kadar aşağı yukarı 5’in üzerinde fiili darbe girişimi olmuştur. Maalesef bunların hiçbiri millete, devlete, tarihe ve millî iradeye karşı işlenen suçların hiçbirisi yargı tarafından ele alınamamıştır. Bu suçlar yargılanamamıştır. Tarihe hesap vermemişlerdir. 28 Şubat davasında verilecek karar aynı zamanda hem siyaseti hem yargıyı hem de demokrasi tarihimizi bir bakıma temizleyecek olan bir işlemdir.DARBECİLERİ AKLAMA ÇABASI VAR
Bu davayı amiyane bir tabirle abrakadabra yapıp hukuken içini boşaltıp bir yaygın beraatla sonuçlandırıp, 28 Şubat darbecilerini aklamak şeklinde bir çaba var. Bu çaba mahkeme tarafından değil, dış çevreler tarafından mahkemeye âdeta baskıyla yapılıyor. Buna dikkat edilmesi gerekiyor.SAVCI, İDDİANAMEYİ ASKERİN ÜZERİNE YIKTI GEÇTİ
Ben, davanın savcısı Mustafa Bilgili (FETÖ üyeliğinden tutuklu) tarafından tanık olarak davet edildim. İlk gözlemim çok olumluydu. Sonra yaşadığımız FETÖ olaylarından kaynaklı geriye dönüp baktığımda, o görüşmeyi hatırladım. Tanık olarak ifade verirken o an için anlam verememiştim ama çok fazla askerle meşguldü. Hep böyle askerler için bir sonuç çıkartmaya çaba gösteren özel gayret gördüm. Bu gayreti görünce kendisine ‘Sayın savcım, bakın 28 Şubat askerlerin sadece tetikçi olarak kullanıldığı bir darbedir. Bu 28 Şubat’ı hazırlayanlar askerler değil. Bunu hazırlayanlar İstanbul’daki oligarşik sermaye ve uzantısı olan mesleki örgütler, STK’lar. Onların uzantısı olan medya ve yargı mensupları. Bunların mutlaka bu davada sanık olarak yer alması lazım. Yoksa 28 Şubat davası bir bütün olarak adil bir şekilde sonuçlanamaz’ dedim. Bana ‘bakacağız, değerlendireceğiz’ dedi. Sonra hiçbir şey yapmadı. Genel kamuoyunda da 28 Şubat’ın diğer bileşenlerinin de yargılanması gerektiği yönünde kanaat oluşmuştu. Savcı iddianamesini askerlere yıktı geçti.Anlaşıldı ki bir talimatla, baskıyla onlar iddianame dışında bırakılmış. Bunu somut resim gibi görebiliyoruz. 28 Şubat davasında yargılanması gereken diğer unsurlar FETÖ tarafından bilinçli olarak ve iş birliği içerisinde bunlara dâhil edilmemiştir. Bu açıktır.








