Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt’e gerçekleştirdiği ziyaretlerinin ardından Türkiye’ye döndü. Ankara Esenboğa Havalimanı'nda basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, Körfez ziyaretine ilişkin açıklamalarda bulundu. Basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Erdoğan, Kuveyt ve Suudi Arabistan ziyaretlerinde Türkiye’nin Katar’daki Üssü’nün gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine, “Üs konusu, gerek Suudi Arabistan, gerekse Kuveyt'te gündeme gelmedi. Katar'da gündeme gelmesi tabii idi. Orada daha neler yapabileceğimizi görüşme imkanımız oldu, bunları görüştük. Bir diğer yandan Katar'ın son dönemde özellikle takındığı bu olumlu tavır takdire şayandır. Suudi Arabistan’la yaptığımız görüşmede ise biz temennilerimizi, beklentilerimizi özellikle gerek Hadimu'l- Haremeyni Eş-Şerifeyn Kral Selman’a, gerekse Veliaht Prense çok açık net bir şekilde ifade ettik. Bizim buradaki en önemli beklentimiz İslam dünyasında birliğin, beraberliğin daim kalıcı olması, bu tür parçalanmalara veya bu tür karşılıklı tehditlere fırsat vermemek. Bunun yanında özellikle gerek Irak’ta, gerek Suriye’de toprak bütünlüğünü tehdit eden gelişmelere karşı hep birlikte el birliğiyle karşı durmamız gerektiği konularını Suudi Arabistan’la da görüştük. Bu beklentilerimizin takipçisi olacağız. Ayrıca ikili ilişkilerimize yönelikte olayın ağırlıklı olarak gerek savunma sanayine yönelik, gerek ekonomik ilişkilere yönelik Suudi Arabistan’la da irtibatlarımız var. Bunları da değerlendirme fırsatımız oldu” ifadelerini kullandı.
“Netanyahu’nun bu açıklamalarının kabul edilebilir hiçbir yanı yok. Bunun ne evrensel hukuka, ne insan hakları beyannamesine, ne inanç özgürlüğüne, bu tür uluslararası altyapısı olan tüm bildirilere, belgelere ters bir harekettir. Burada ibadetlerini yapmaya gidenlere orada yapılan özellikle gerek silahlı, gerek sert muameleler ve bunların karşılığında da şurada birkaç gün içerisinde şehit olanların, ölenlerin durumunu gördük. Yüzlerce kişi burada yaralanmıştır. Acaba bu tür muamele farklı ülkelerdeki Yahudilere karşı yapılmış olsa tavırları ne olur? Biz ülkemizde bu tür olaylar olmasın diye her türlü tedbiri alıyoruz. Bunun yanında da bu olaylara misilleme yapmak isteyenlere karşı da yaptıklarınız yanlıştır, bunlara müsaade edemeyiz ve buna yönelikte emniyet teşkilatımıza gerekli tedbirleri alın, buna müsaade etmeyin diyoruz. Niye, bizim için ibadethanelerin korunması önem arz ediyor da onun için. Son dönemlerde maalesef birbirini ateşleyen Batı’nın değişik yerlerinde de benzer olayları görüyoruz. Müslümanların ibadethanelerine yönelik bu tür saldırılar, ama Harem-i Şerif çok farklı, tüm dünyadaki Müslümanların burası ilk kıblesi. Buraya yönelik hepimizin bir sorumluluğu var. Bu sorumluluğun gereği yapılıyor. İşte bu Birleşmiş Milletler'de, Güvenlik Konseyi'nde gündeme gelecektir. Şimdi eylül ayı yaklaşıyor, eylül ayında yine aynı şekilde gündeme gelecektir. İsrail, attığı bu adımlarla yanlışa gidiyor ve şunu da çok açık net söylüyorum, yalnızlığa gidiyor."
"İsrail, attığı bu adımlarla yanlışa gidiyor ve şunu da çok açık net söylüyorum, yalnızlığa gidiyor”
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarının hatırlatılması üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:“Netanyahu’nun bu açıklamalarının kabul edilebilir hiçbir yanı yok. Bunun ne evrensel hukuka, ne insan hakları beyannamesine, ne inanç özgürlüğüne, bu tür uluslararası altyapısı olan tüm bildirilere, belgelere ters bir harekettir. Burada ibadetlerini yapmaya gidenlere orada yapılan özellikle gerek silahlı, gerek sert muameleler ve bunların karşılığında da şurada birkaç gün içerisinde şehit olanların, ölenlerin durumunu gördük. Yüzlerce kişi burada yaralanmıştır. Acaba bu tür muamele farklı ülkelerdeki Yahudilere karşı yapılmış olsa tavırları ne olur? Biz ülkemizde bu tür olaylar olmasın diye her türlü tedbiri alıyoruz. Bunun yanında da bu olaylara misilleme yapmak isteyenlere karşı da yaptıklarınız yanlıştır, bunlara müsaade edemeyiz ve buna yönelikte emniyet teşkilatımıza gerekli tedbirleri alın, buna müsaade etmeyin diyoruz. Niye, bizim için ibadethanelerin korunması önem arz ediyor da onun için. Son dönemlerde maalesef birbirini ateşleyen Batı’nın değişik yerlerinde de benzer olayları görüyoruz. Müslümanların ibadethanelerine yönelik bu tür saldırılar, ama Harem-i Şerif çok farklı, tüm dünyadaki Müslümanların burası ilk kıblesi. Buraya yönelik hepimizin bir sorumluluğu var. Bu sorumluluğun gereği yapılıyor. İşte bu Birleşmiş Milletler'de, Güvenlik Konseyi'nde gündeme gelecektir. Şimdi eylül ayı yaklaşıyor, eylül ayında yine aynı şekilde gündeme gelecektir. İsrail, attığı bu adımlarla yanlışa gidiyor ve şunu da çok açık net söylüyorum, yalnızlığa gidiyor."








