KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, 11. Büyükelçiler Konferansı'nda yaptığı konuşmada Kıbrıs meselesinin güncel durumunu ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Öncesinde, bir konuşma yapan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin kendisini üniter bir devlet ve adanın tek sahibi, Kıbrıs Türklerini de azınlık olarak görmeye devam ettiğini belirterek, “1968 yılından bu yana Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinden yürütülen müzakere süreçlerinin tamamının sonuçsuz kalmasının nedeni bu zihniyettin. Bu zihniyet değişmedikçe sırf müzakere olsun diye masaya oturmanın hiçbir manası yok. Müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için tarafların ortak bir vizyon ve temel üzerinden anlaşması gerekiyor. Kıbrıs Rumları siyasi eşitliği ve refahı Kıbrıs Türkleri ile paylaşma iradesinden halen yoksunlar. Bunun son örneği Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon faaliyetleridir. Bu noktada ülkemizin BM'de kayda geçirdiği kıta sahanlığındaki haklarını ve Kıbrıs Türklerinin doğal kaynaklar üzerindeki asli haklarını korumak konusundaki kararlılığımızı vurguluyorum. Bu konudaki tutumumuz kesin ve nettir. Gerek ülkemizin gerekse de KKTC'nin hak ve çıkarlarını korumak için gerekeni yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Biz Doğu Akdeniz'de barış, istikrar ve güvenlik istiyoruz. KKTC'nin hidrokarbon kaynakları konusunda 13 Temmuz 2019 tarihinde yaptığı iş birliği önerisini destekliyoruz. Türkiye, KKTC'nin sadece can ve mal güvenliğinin korunmasında değil, hak ve çıkarlarının korunmasında da bugüne kadar üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmiştir. Günün sonunda bir çözüme ulaşılacaksa bu Kıbrıs Türklerinin güvenlik endişelerini karşılayacak, siyasi eşitliği sağlayacak bir çözüm olmalıdır” dedi. Programda konuşma yapan KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Özersay, Kıbrıs'ta bir paradigma değişikliğinin ve bir kırılmanın eşiğinde olunduğunu söyledi. “1968 yılında başlayan Kıbrıs müzakerelerinin üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen yanlış olan nedir?" diyen Özersay, “Bir şeyleri yanlış yapmış olmalıyız ki bu sorun çözülmedi. Bu soruyu artık samimiyetle, bir yerlerden puan toplamak için, iyi çocuk görünmek için değil, bu soruyu samimiyetle kendi kendimize sormamız gerekiyor. Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 50 yılda neyi tecrübe edindik? Bugüne kadar biz neyi denedik ve neyi denemedik. Denemediğimiz bir şey kaldı mı? Her düzeyde müzakereyi denedik. Teknik düzeyde, uzmanlar düzeyinde, liderler düzeyinde, müzakereciler düzeyinde, BM Genel Sekreterliği mevcudiyetinde, heyetler arası, baş başa vesaire. Bunun hepsini denedik. Her mekanda müzakereyi de denedik. Kahvaltıda, öyle yemeğinde, akşam yemeğinde müzakereler yaptık. Bir ara BM Genel Sekreteri iki lidere mektup gönderdi ve mektubunda lütfen toplantılara kravatsız gelin diye bir çağrı dahi yapmıştı. Kravatlı, kravatsız, kahvaltıda, akşam yemeğinde, eşli eşsiz toplantılar yaptık. Diplomasinin müzakere tekniklerini teker teker denedik. Geçen süre zarfında denemediğimiz tek şey müzakere masasında hiç değişmeyen şey iki toplumlu iki bölgeli federasyon. Bunu hiçbir zaman değiştirmedik. O hep sabit kaldı. Her iki tarafla iki bölgeli iki toplumlu federal ortaklık kavramını yani müzakerenin zeminini hiçbir zaman değiştirmedik. Diğer bütün faktörleri değiştirmemiz olmamıza rağmen Kıbrıs'ta kapsamlı bir çözüme varamıyorsak acaba kendimize neden müzakerenin zemini ile ilgili bir değişiklik yapmadık, bu soruyu artık samimiyetle kapsamlı çözüm bulunmasın veya çözümsüzlük olsun diye değil, bilakis acaba çözümsüzlüğün nedeni inandığınız ve desteklediğinizi söylediğiniz federal ortaklık dediğiniz şeyden tamamen farklı şey anlıyor olmamız mı diye kendimize sormanın zamanı çoktan geldi. Federal ortaklık, bulunabilmesi ve yaşayabilmesi için bazı şartları olan yönetim şeklidir. Kıbrıs'ta federal ortaklığın bugün şartları mevcut değildir. Federal ortaklık paylaşmaya dayalı bir ortaklık modelidir” ifadelerini kullandı.
POLİTİKA
Yayınlanma: 05 Ağustos 2019 - 18:06
Bakan Çavuşoğlu'ndan Kıbrıs açıklaması
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Biz Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve güvenlik istiyoruz. Günün sonunda bir çözüme ulaşılacaksa bu Kıbrıs Türklerinin güvenlik endişelerini karşılayacak, siyasi eşitliği sağlayacak bir çözüm olmalıdır” dedi.
POLİTİKA
05 Ağustos 2019 - 18:06








